Cumartesi, Nisan 01, 2006

etiketsiz yasam numuneleri


haklısın! haklısın yasam haklısın! yenilik yapmadıkca suratına bakmıyolar. gülümsemedikce yanına yaklasmıyolar, derdin var mı diye sormuyolar. haklısın hey doğa ana haklısın zaman baba. saklı kalmıs fikirler hep nöronların kavsaklarından dönüyor sağa sola sapıyor olabilir ama bir türlü yolun sonuna ulasmıyor da olabilir belki hedefsizliklerin neden olduğu belirsizliklerle randomlar üreterek kaderini ciziyor da olabilir ama cözüm ne olmalı hey ana, hey baba, hey tanrı. bir seyler için cabalıyor üretmeye calısıyoruz peki cevrede bu potansiyel yoksa kimse cevreden yardımcı olamıyorsa yada olmuyorsa nasıl insanoğlu tek basına büyük yüklerin altında kalkabilir. diyeceksinizki liderlik vasfı ile insanların beyinlerini çelerek peki bu nasıl olcak sen bi sey istiyosun ama herkese kısmet olmayan bu liderlik nasıl seni bulacak. yenilikci nasıl olunacak nasıl beyin fırtınası yaratılacak. işte ben kariyerimde, projelerimde, sosyal calısmalarımda bunu yapmıyorsam ve övgüler duyamıyorsam topluma kendimce bi seyler katamıyorsam yasamın anlamı nerde kalıyo. yasamın üzerine övgü dolu etiketler yapıstıramadıktan sonra basarı ve sevgi dolu etiketler yapıstıramadıktan sonra ne anlamı kalıyor. kimse içi belirsiz etiketsiz yasam almak istemez, yasamak istemez ancak bi bohem belki böle yasamak ister ama o zaten kayıp gencliktir. ancak bunlar etiketsiz yasamın numuneleridir. olasılıklarla dolu yasamdan zevk alırlar, serseri junky olurlar ama ya ben bunlardan zevk almıyosam nolcak. aslında doğru söylemişler gercekleri görmeyen bilmeyen insanlar mutludurlar ama gercekleri gören bilen insan bir dervisin cektiği azabları yasamak zorundadır. işte biz yasamın özünü ararken ve kalabalıklar arasında kendi yalnzılığımızı yasarken onlar realiteden bir haber etiketsiz yasamın numunelerinden tatmaktadırlar. işte adalet bu mu olsa gerek. ;)

yeni ve farklı yazılarıyla devam edecek olan;
ÖmEr eLmAsri

4 yorum:

dodothebird dedi ki...

"ignorance is bliss" demiş birileri zamanın birinde...ne kadar istesek de belki imrensek de o bohem yaşam tarzına ayak uyduramıyoruz.sorumluluklar kafamıza basıyor,zihnimizi eziyor ve biz kendi benliğimizi doğrulama çabası içinde savruluyoruz.pek çok şey yapmak istiyoruz ama içinde bulunduğumuz sosyal sınıf bunları yapmamızı engelliyor ya da şöyle diyelim aslında zihnimizde yarattığımız o bariyerlerle biz kendimizi hapsediyoruz."surrender your ego,be free" demiş fredi merküri kişisi mesela ama egoyu surrender ederken sürreel olmak da var.toplum senden bazı şeyler istiyor.etiketler olmalı yoksa sevdiğin kız yüzüne bakmıyor(onun için ancak hayatın içinde enteresan bi tip olarak kalıyosun),aileni tatmin edemiyosun vs..
o vakit bünye bunalıyo ve her ne kadar kıytırık olduğunu da bilse etiket almak yarışına dahil oluyo.yavaşça eriyorsun sistem içinde en sonunda sistemle ilgili bi sorunun kalmıyo zira o kadar çözündün ki sistem içinde,o kadar ufaksın ki artık,seni saran devasa yalanı göremiyosun.
ama belki yalan diye bişey de yok[doğrunun olmadığı yerde yalandan söz edilebilir mi?]
insan zihni garip...önemsiz şeylere büyük anlamlar yüklüyoruz belki.önemli olanlara da şöyle bi bakıp geçiyoruz.başım ağrıdı be ömer hehehe![kim çıkmış ki bu işin içinden sen çıkacaksın be çemçük dediğinizi duyar gibi oluyorum ya da olmuyorum nedir yani?]
ömerim bir kez daha hoşgeldin![diyerek bitirdim]
doğan "yorum manyağı" öztürk

Olcay "Orukayu" Bayram dedi ki...

hoşgeldin aramıza Ömer. Seni hep burada görmek isteriz. Benim pek fazla yazım yok ama hepsini okuyorum. Dodo da höh ak yazı kadar yorum yapmış. Güzel güzel gidiyoruz işte. Senide burada gördüğüm için mutlu oldum. Hep böyle.

somebody dedi ki...

ömer hocam hoşgeldin aramıza..

Ömer Elmasri dedi ki...

arkadaslar için cok tesekküeler aranıza dönmekten memnunum